3 Ekim 2018 Çarşamba

GÜZ DÖNEMİ FELSEFE PROGRAMI

Wittgenstein’ın Düşünce Denemelerinin Heraklitus’un Söz’ünü (Logos’un Anlamını ve Ebedi Doğruluğunu) Saydamlaştıran Dokusu çalışmalarımızın konusu.

Heraklitus söylevinin başında şunları hatırlatarak Sözüne başlar:
“Her ne kadar bu Söz ebediyen doğru olsa da, sözü ilk defa işitenlerle hiç işitmeyenlerin anlayışı arasındaki anastezik hissizlik hali değişmez. Her ne kadar her şey, bu Sözün deneyimine uygun olarak gelip geçse de; her şeyi, özlerine ve türlerine ayırarak doğrulamak inancı içinde burada ortaya koyduğum Söz’ün kelimelerini ve eylemlerinin doğruluğunu denemeye kalkıştıklarında, sanki bu deneyimi hiç yaşamamış gibidirler…”

Heraklitus’un Sözünün (Logos’un) Deneyimi, insanın anastezik hissizlik halinin aşılmasını talep eden bir deneyim. Örneğin anestezi altındaki elime öteki elimle dokunduğumda normal durumda elime dokunan elimle dokunulan elim arasında canlı bir etkileşimi auto-hetero afektif bir devinim içinde deneyimlerim. Bu devinimin deneyimi, sadece kendi bedenimle sınırlı bir etkileşim deneyimi değil; elimi, bedenimi kullanmayı, elimi, bedenimi, çevresini, adlandırmalarla ayırdetmeyi, bu adlandırmalarla bedenimi çevresinden ayırdederek düşünmeye de temel olan bir deneyim. Sözkonusu deneyim, anlamın (sense) anlam farklarının öğrenilmesi ve adla temsiline esas olan Kurucu bir Deneyim. Adlandırmalar, anlam farklarının araç sonuç amaçlı tanımlamalarla kurallaşmalarının; aracın sonucu, sonucun aracı çağrıştırdığı bellek beklentili dilin temsil araçlarını dış bağlantılı tanımlama ve tasvirlerle yapılandırmanın imkanı. Fakat adlandırmanın gerçek imkanı, ifade olgusunun, Arke-tipik fenomen olarak imlem farklarıyla iç bağlantılı bir konfigürasyon içinde tezahürünün – yani Kurucu Deneyimin – insan için saydamlaşmasına bağlı olarak anlaşılırlık kazanan bir imkan. Bu Kurucu Deneyimin imkânı; öznellik ve nesnellik deneyimi olarak dilde adlandırmalarla ayrışmış deneyimin özneyi nesnesine, nesnesini öznesine bağlayan imlem bağlantılı konfigürasyonun oto-hetero afektif dokunumunun dolayımında kendi hakikatini insana saydamlaştırıyor. Buradaki hakikat sorunu, dilin araç sonuç amaçlı yapılanmış temsil araçlarının ve kurallarıyla çıkarsamalar yapan; teorik hipotetik kurgular kurgulayan; araç sonuç amaçlı test ve doğrulama yöntemleriyle doğrulama ve yanlışlamalarla “bilimsel düşünen”; dilin araçlarını kullanan insan zihninin, psikolojisinin, duyarlığının, kendi işleyişinin imkanı olarak dayandığı çekirdek konfigürasyonun tezahür bağlamıyla temasının, ya da farkındalığının tamamen kopmuş olmasıyla ortaya çıkan anestezik durum. Bu de facto durumda, hayatı sadece dilin temsil araçları ve yapılanmış kuralları, normları, paradigmaları üzerinden deneyimleyen; bu deneyimi ister rasyonalist ister deneyci epistemolojilerin özne nesne deneyim inanışlarıyla temellendiren felsefelerin örtük yada açık ontolojik varsayımları karşısında Wittgenstein’ın düşünce denemeleri, adlandırmaların kökenindeki arke-tipik proto-fenomenin (Goethe, Novalis, Husserl, Heidegger, Merleau-Ponty imlem (signification) bağlantılı deneyimi auto-hetero affective bir duyarlığın iz sürümü dolayımında saydamlaştırmanın imkanını, bir armağan olarak ona uygun karşılık (appropriate response1) verecek insana sunmakta. Anestezik yapının koşullanma ve katılaşmalarını içinden eriten ışığın iç-ışıması ve ısısı bellek yapılanmalarının araç sonuç amaçlı kurallaşmalarıyla katılaşmış benlik kimlik merkezli bilgi ve inanış yapılarının bellek merkezli araç-sonuç beklentili çağrışımlarla kurallaşmalarını saydamlaştırmakta. Hayatın kendiliğindenliğinin tezahürünün eş-anlılığına temas eden zekanın ışığı, hayata hem içkin hem aşkın (transendence) bir ışınımın sunduğu bir saydamlaşma, tarihsel-kültürel bellek olarak öznellik nesnellik kutuplu düşünen ve konuşan benliğin yapılandığı dilin kökenindeki fenomeni tarihsel kültürel çeperindeki bütün farklılıkları ve ayrışmalarıyla birlikte eş-anlı oto-hetero afektif bir dokunumun ışımasından hareketle saydamlaştırmakta.

1 1 In an old Zen story a student comes to visit his dying teacher. The student asks: “What is the teaching of your entire lifetime?” The teacher replies: “An Appropriate Response.”

The Word proves
Those first hearing it
as numb to understanding
as the ones who have not heard.

Yet all things follow from the Word.

Some, blundering
with what I set before you,
try in vain with empty talk
to separate the essences of things
and say how each thing truly is.

And all the rest make no attempt.
They no more see
how they behave broad waking
than remember clearly
what they did asleep.

Translated by Brooks Haxton: Heraclitus Fragments, Penguin Classics.


Ekteki 2 yazının da katılımcılara takdimi programa daha hazırlıklı olarak katılabilmeleri için faydalı olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder